Kara Fatma Çorbası
Kara Fatma Çorbası-3

Kara Fatma Çorbası’nın Öyküsü

Milli Mücadele yıllarında ailesi ve yakın çevresiyle çete kurup Kocaeli, Bolu, Sakarya, Bursa, Balıkesir, Afyon, Eskişehir bölgesinde Yunan Ordusu’na, Rum ve Ermeni çetelerine ayrıca eşkıyaya karşı mücadele veren Kara Fatma lakaplı Erzurumlu Üsteğmen Fatma Seher savaş yıllarında uzun bir süre Kocaeli ve çevresinde kalmıştır. Karargâhını İzmit’te kurmuştur. Düşman bir tarafta, diğer tarafta da yiyecek, içecek, silah ve cephane sıkıntısı çekilmektedir.
Kara Fatma, üç yüz kişiyi bulan çetesiyle zaman zaman yiyecek bulamamış, aç kalmış o savaş yıllarında ellerine ne geçtiyse yemiş hayatta kalma mücadelesi vermişlerdir. Bir taarruz dönüşü karargâhta yiyecek bir şey bulamayan Kara Fatma, evde ve çevrede yiyecek ne varsa toplatıp kendi bildiği yemeklerle karıştırıp yeni ve farklı bir aş yapmıştır. Adı olmayan bu aş müfreze tarafından çok sevilmiş ve bu aşın adına ‘Kara Fatma Çorbası’ denilmiştir.
Yaptığım araştırmada Kara Fatma çorbasının malzemelerinin ne olduğunu ve nasıl pişirildiğini öğrendim. Bu aş kısaca, Kara Fatma Erzurumlu olduğu için kendi yöresinde çok bilinen hatta hastalar için tavsiye edilen ‘Herle Aşı’ ile İzmit yöresinin sebze ve otlarının karışımından oluşmaktadır. Bu aş Kara Fatma tarafından yazın ve kışın yapıldığı için Herle Aşı’nın içine mevsimine göre sebze ve otların katılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Aş şayet kışın pişirilecekse mancar, semizotu, kabak yerine ıspanak, lahana, pırasa, havuç konulabilmektedir.
Görüldüğü kadarıyla zahmetli bir aştır; fakat savaş yıllarını düşünürsek savaşan erlere, kalabalık müfrezeye hem yetecek hem de onları doyuracak ve onları tok tutacak kadar sağlıklı bir aşın olması gerekiyordu. Bu yüzden ‘Kara Fatma Çorbası’ nın doyurucu, tok tutucu, lezzetli, benzerlerine göre farklı oluşunun yanında şifa kaynağı olduğu da anlaşılmaktadır.

Tarif 6 Kişiliktir

MALZEMELER

  • Yarım su bardağı un
  • 1lt su (5 Su bardağı)
  • 6 yemek kaşığı tere yağı
  • 1 fincandan az nohut (Haşlanmış)
  • 1 fincandan az bulgur (Haşlanmış)
  • 1 fincandan az buğday (Haşlanmış)
  • 1 fincandan az mercimek (Haşlanmış)
  • 1 fincan küçük parçalar halinde kabak (Haşlanmış)
  • 1 fincan küçük parçalar halinde havuç (Haşlanmış)
  • Birtutam ıspanak
  • Bir tutam semziotu
  • Bir tutam mancar (İzmit civarında yetişen sebze)
  • 2 baş küçük parçalar halinde doğranmış soğan
  • 3 diş doğranmış sarımsak
  • 1 yemek kaşığı tuz
  • Kuru nane, kekik ve kırmızı pul biber


YAPILIŞI

Orta büyüklükte bakır ya da çelik tencereye 4 yemek kaşığı tere yağı koyalım ve eritelim. Üzerine unu yedirerek ilave edelim. Un yağda iyice kavrulurken sürekli tahta kaşıkla karıştıralım. Unun rengi sarardığında içerisine yavaş yavaş su ilave ederken karıştırmaya devam edelim. Bildiğimiz çorba kıvamına geldiğinde bir gün önceden suya konulmuş ve iyice haşlanmış nohutları, yıkanmış haşlanmış bulguru, küçük küpler halinde doğranmış ve haşlanmış kabağı ve havucu, yıkanmış fakat haşlanmamış semizotunu, mancarı ve sarımsağı sırasıyla sürekli karıştırdığımız tencerenin içerisine dökelim. Tuzu ilave edelim. İlk kaynama başlayıncaya kadar karıştıralım sonra kısık ateşte beş dakika kadar tutalım ve tencereyi ocaktan alalım.
Sıcak servis yapmadan önce 2 yemek kaşığı tereyağını ısıtıp küçük doğranmış soğanları ve kırmızı pul biberi katıp, soğanları pembeleşinceye kadar kavuralım sonra çorbanın üzerine dökelim, nane ve kekiği ekledikten sonra servis yapalım.
Not: Çorba yapımında kullandığımız malzemeler mevsimine göre değişebilir. İsteğe göre artırılabilir, azaltılabilir. Sözgelimi bulgur konuluyorsa buğdaydan vazgeçilebilir. Asıl amaç tüm sebze ve tahılları kullanmak ve çorbanın ilk yapıldığı yüz sene önceki halini örnek almaktır.

 Bu tarif  Mehmet Dağıstanlı tarafından gönderilmiştir. Katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ederiz.